Akatlar’ın zihni genç yaşlılarından Cemal Karpat’ı (mahallelinin Cemal abisini) kaybettik. Bir süredir bazı sağlık sorunları olan Cemal Karpat 30 Nisan’ı 1 Mayıs’a bağlayan gece Bahar Sitesi’ndeki evinde hayata gözlerini yumdu.
Kendisini tanıyanların ortak kanaatiyle “müstesna insan” Cemal Karpat, 2 Mayıs 2013 Perşembe günü Zincirlikuyu Mezarlığı içindeki camide kılınan öğle namazından sonra toprağa verildi.
Cemal Karpat hakkında
Cemal Karpat 85 yaşındaydı. Romanya’da dünyaya gelmişti. Ailesiyle birlikte 1967 yılında Türkiye’ye geldi. Makine mühendisi olan Cemal Karpat, bisiklet üreticisi Beldesan firmasında “ürün geliştirme müdürü” olarak uzun yıllar hizmet verdi.
Bir oğlu ve iki torunu olan Cemal Karpat, geçmişiyle ve ülkesiyle övünen Atatürk hayranı bir Türkiye sevdalısıydı.
Seyahat etmeyi severdi. Dünyanın birçok ülkesine meslek gereği ve sonrasında turist olarak yaptığı gezilerdeki kazanımlarını sevdikleriyle paylaşmaktan keyif alırdı. Zengin yaşam kültürünün de katkısıyla herkesle kolaylıkla dost olma özelliğine sahip bir insandı. Bu özelliği onun “sevilen” ve “müstesna insan” diye anılmasında önemli bir etkendi.
CEMAL KARPAT’IN ŞİLİ ANISI
"Cemal ağabey" yaşına göre internet kullanımında usta sayılacak bir özelliğe sahipti. Bayramlarda mutlaka e-posta ve sık sık da dünyanın çeşitli ülkelerindeki özgün konulardan derlediği sunumlar gönderirdi.
Birkaç ay önce, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik saldırgan ifadelerin kullanılmasından ve ulusal bayramların küçümsenmesinden duyduğu üzüntüyü paylaştığı bir e-posta göndermişti. O, e-postada duygularını ve Şili’ye ait bir anısını anlatıyordu.
İşte Cemal ağabeyin o iletisi:
“Değerli Dostlarım,
Kardeşimiz Kenan Mestan'ın gönderdiği yazıyı okuyunca, gözlerime inanamadım. Bazı gazetecilerin arasında tartışmalar olabilir ama, 89'uncu yılına girmiş Türkiye Cumhuriyetimizde
hâlâ bazı köşe yazarlarının öyle düşündüklerine inanmakta güçlük çekiyorum. Hiç bir yorum yapacak durumda değilim ama, sizleri rahatlatacak cevabım aşağıdadır.
2009 yılının Kurban Bayramında, Güney Amerika turlarını tertipleyen bir seyahat acentesinin gezisine katılmıştım. Her zaman olduğu gibi, turumuza katılanları tanımıyordum, fakat grubumuz küçük olduğu için, ikinci gün bir aile gibi olmuştuk. Hepimiz ayni vatanın evlâtlarıydık ve hepimiz "Orta Tabaka" dedikleri ailelerin çocuklarıydık. Yabancı ülkelere gidilince tahmin edilemeyecek kadar güzel ve samimi arkadaşlıklar kurulduğunu da bilmenizi isterdim. Brezilya ve Arjantin gezimizden sonra, son göreceğimiz yer olan, Sili Cumhuriyeti’ne vardık. Başkent, Santiago şehrini gezerken, rehberimiz bizi alıp, şehrin en güzel Caddesi üzerinde bulunan, "Cierro Novidad" parkına götürmüştü. Çok ülkeler dolaştım ve parmakla sayılamayacak kadar güzel yerler gördüm, fakat hayatımın en güzel anı o gün olmuştu. Hiç ummadığım bir ülkede ve şehrin en müstesna yerinde, ATATÜRK anısına dikilmiş güzel bir "Efiji" (Anma plakasını) görmüştük. Hepimiz fotoğraf makinelerimize sarıldık ve aramızda fotoğraf makinelerimizi değiştirip, güzel fotoğraflar çekmiştik. Bu yazımla birlikte, orada çekilen iki fotoğrafı ve İsanyolca'dan Türkçeye tercüme edilmiş yazıları göndermeyi uygun gördüm.
TERCÜME;
‘Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu, Vatanı'nın fedakâr ve sadık hizmetkârı, benzeri olmayan Kahraman, insanlık idealinin canlı emsali. Bütün hayatını Türk Milletine vakfetmiş, milletine kendi ruhunu, ateşini vermiştir. Hatırası, Millet'inin ruhunu ateşli tutan, sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır.’
Benden bu kadar, anlamak istemeyenler de anlasın artık!
Nice 23 Nisanlara, Nice 29 Ekimlere!
Sevgi ve saygılarımla,
Cemal”